Uzm. Psk.
Evrim Dursun

Sinir Hastalığı Nedir?

Gündelik hayatımızda sık sık çok öfkelendiğimizde tahammül edemediğimiz anlarda sinir hastası oldum ya da bu durum, kişi vs. “beni sonunda sinir hastası edecek” şeklinde cümleler kurarız. Maksadımız içinde olduğumuz durumun bizim için dayanılmaz olduğunu anlatmaktır. Fakat gerçek anlamda Sinir Hastalığı çok daha geniş bir kavramdır ve birçok hastalığı içinde barındırır. Sinir hastalığı, sinir sistemimizde doğuştan, genetik ya da ani bir kazaya bağlı olarak ortaya çıkan tüm hastalıklardır. Sinir sistemini merkezi ve çevresel olmak üzere ikiye ayrılır. Merkezi sinir sistemini oluşturan organlar beyin, beyincik, omurilik, omurilik soğanıdır. Çevresel sinir sistemi ise beyin ile diğer organ ve uzuvlar arasındaki iletişimi sağlayan, tüm vücudumuzu sararak dış uyaranlara cevap oluşturmamızı sağlayan sinir ağıdır. Bu yapılarda oluşan hasar ya da bozukluk sinir hastalığı olarak isimlendirilebilir.

Son yıllarda yaygınlaşan Alzheimer ve Epilepsi, Felç, Parkinson, Demans (Bunama), Menenjit, Denge ve Uyku Bozuklukları sinir hastalıklarına örnek olarak verilebilir. Buna ek olarak Şizofreni, Psikoz, Bipolar Bozukluk gibi akıl hastalıklarında da sinir sisteminde bazı anomaliler görülmekte dolayısıyla bunlarda yine sinir hastalığı çatısı altına girmektedir. Kişinin düşünce ve davranışlarında hastalığın şiddetine bağlı olarak bir takım normalden sapmalar görülebilir.

Sinir hastalıklarının önemli bir bölümünün teşhisinden Nöroloji branşı sorumludur. Psikolojik sinir hastalıklarının teşhis ve tedavisi ise psikiyatristler ve psikologlar tarafından yapılır. Ayrıca nörolojik kaynaklı sorunlar Alzheimer, Felç, Parkinson ya da Demans kişinin gündelik hayatını ve ilişkilerini de olumsuz etkilediğinden süreç içerisinde bir psikologdan terapi desteği alınarak hastanın bu süreci karşılama, kabul etme ve buna uyum sağlaması kolaylaştırılabilir.

Sinir Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Bu hastalıklar çok çeşitli olmasına rağmen yaygın görünen belirtilerin bazılarını şöyle örneklendirebiliriz;

Hareket Bozuklukları ve Denge Sorunları: Parkinson, Felç gibi hastalıklarda hareket ve dengeyi sağlayan sinir hücrelerinde hasar olabileceği için titreme, dengeyi korumada zorluk ya da istemsiz hareketler olabilir. Yürümede, nesneleri tutmada bazı zorluklar yaşanabilir.

Kas Zayıflıkları: Sinir hastalıkları hareket kaybına sebep olan bir hastalıksa zamanla kaslar kullanılamadığında kas zayıflığı meydana gelebilir. Böyle bir durumda fizik tedavi desteği alınarak kas sağlığı için ek bir takım egzersizler yapılabilir.

Hissetme Kaybı: Hasar alan organ ve yapılarda uyuşma, karıncalanma ve his kaybı meydana gelebilir. Hastalığın türüne bağlı olarak bu his kaybı, geçici ya da kalıcı olabilir.

Hafıza Kaybı: Demans ve Alzheimer gibi sinir hastalıklarında ya da beyin travması gibi ani bir kazaya bağlı hastalıklarda kısa ya da uzun dönemli hafıza kayıpları meydana gelebilir.

Konuşma Ve Yutma Zorlukları: Bazı sinir hastalıklarının genellikle ileri evrelerinde oluşan bir belirtidir. Kişi konuşma yetisini kaybedebilir, yutma yetisi kaybında alternatif beslenme yolları açılabilir.

Duygudurumda Ani Değişiklikler: Hastalığın türüne bağlı olarak bazı hastalarda ani duygu değişimleri gözlenebilir. Mutlu iken birden hüzünlenme, ani öfke nöbetleri gelebilir. Hastalığın seyrine bağlı olarak hasta olmadan önceki döneme kıyasla daha kaygılı olabilirler. Ani duygudurumu değişikleri hem hasta açısından hem de yakınları açısından zorlayıcı bir duruma dönüşebilir.

Bayılmalar, baş dönmesi, baş ağrısı vücudun çeşitli bölgelerinde ağrılar yaygın belirtilerdendir.

Sinir Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

Öncelikli olarak hastalığa doğru tanı koyulabilmesi ve sağlıklı bir tedavi planı oluşturulabilmesi için mutlaka Nörolojik bir muayeneden geçilmelidir. Eğer hastalık bir akıl hastalığı ise bir psikiyatrist ile görüşülmesi ve ilaç tedavi protokolü belirlenmelidir.

Sonraki adımda hastalığa ve bu hastalığın kişinin psikolojik sağlığını etkilemesine bakılarak, bir uzman psikolog ile psikoterapi sürecine başlanabilir. Bazı sinir hastalıklarında gerekli tıbbi tedaviye ek olarak alınan psikoterapi ile hastanın hem hastalığına, hem de hayata bakış açısında önemli değişimler olmakta ve hastanın sağlığına kavuşma motivasyonu, isteği çok yükselmektedir. Bu da iyileşme sürecini olumlu etkiler ve hızlandırır. Eğer yaşam boyu sürecek bir hastalıksa bu noktada etkin bir terapi süreci ve güçlü bir terapist-danışan ilişkisi hastanın bu hastalıkla hayatına devam edebilmeyi öğrenmesine yardım eder.

Uzm. Psk. Evrim Dursun

Facebook
Twitter
LinkedIn

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *