Uzm. Psk.
Evrim Dursun

Tramva ve EMDR Terapisi

İnsan olmak demek hayatın bir ya da birkaç alanında illa ki travmaya maruz kalmak demektir. Bu bazen çok sevdiğimiz birinin kaybı, göç ya da en yakınlarımızın bize yaptığı fiziksel ya da duygusal istismar olabilir. Üstelik travma, illa çok büyük bir yaşam olayı olmayabilir. Erken çocukluk döneminde öğretmenimizin sınıfta herkesin içinde bize bağırması da aslında o küçük savunmasız çocuk için bir travmadır.

Hayatımızın bir döneminde yaşadığımız ve stres yükü baş edebileceğimizden fazla olan olaylar, bazen beynimiz tarafından sağlıklı işlenemez. Bu tür olaylar beynimizin sağ lobunda (hemisferinde) kalır. Acı verici bir olayın ,travmanın etkisi hayatımızın farklı alanlarında işte, özel hayatımızda ,sosyal hayatımızda yakamızı bırakmaz. Biz farkında değilizdir ama travmatik anılar hep ensemizdedir. Bazen yetersiz, bazen çaresiz bazen de değersiz hissetmemize sebep olurlar.

Geçmişin acı veren hatıraları ve onların etkilerinden kurtulmak mümkün desem, ne düşünürsünüz?

1989 yılında ABD‘de henüz genç bir doktora öğrencisi olan Francine Shapiro tarafından bulunan EMDR terapisi tam olarak bunu yapıyor. Burada kastettiğim yaşadığımız acı olayları beynimizden tamamen silmek değil. Çünkü bu mümkün değil. Ama EMDR ile bu anının bize rahatsızlık vermesini ve gelecekte yaşadığımız olaylarda benzer hisler yaşamamızı önleyebiliriz.

EMDR Terapisi, göz hareketleri ile duyarsızlaştırma işlemi yapar. Terapi sırasında travmaya ait işlenmemiş parçalar göz hareketleri ile beynin her iki yarım küresinde işlenir. Sol yarım kürede işlenmiş anıya ait çıkarımlar yaparak, o travmatik anının kişiye verdiği duygusal rahatsızlık ortadan kalkar. Bu yöntem uzun yıllardır dünyanın bir çok yerinde ve ülkemizde uygulanıyor. Üstelik sadece geçmiş olumsuz anılarınız için değil, gelecekte karşılaşabileceğiniz ama kendinizde yeterli gücü bulamadığınızı düşündüğünüz olaylarda da EMDR Terapisinden faydalanabiliyoruz. Uçağa binme korkusu, sınav kaygısı, asansör korkusu ve daha bir çok sorunda etkisi araştırmalarla kanıtlanmış.

Hayatı tümüyle kontrol etmemiz imkansız ve travmatik anısı olmayan insan yok. Yüzleşemediğimiz travmalar beynimizin sağ lobunda kaldığı için bazen beynimizin sol lobunda bulunan dil bölümünde kaydedilemeyebilir. O zaman onları dillendirmek, anlatmak da bizim için çok güç olur. Varlığını biliriz, o yükü sırtımızda taşırız ama nasıl çözeceğimizi bilemeyiz. Dilerim bu yazı buna bir kapı açar. Yani diyorum ki çözüm var!

Kaliteli ve konforlu bir ruhsal hayat, bizim kendimize olan sorumluluğumuzdur. Gelin önce kendimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirelim. Hazır bir yol varken, deneyelim. İyileşelim; yüklerimizden kurtulup , hafifleyelim.

Uzman Pskikolog Evrim Dursun   

Facebook
Twitter
LinkedIn